10 Nisan 2009 Cuma

DİKTATÖR

Charles Spencer CHAPLİN (16 Nisan 1889-25 Aralık 1977)

“ Düzene karşı çıkan, insanlığı öğreten, cesur duruşu koruyan, taviz vermeyen, yanlışlığı tartışan, sanatına gücünü de katan, emir altına girmeyen, kariyerini kaybetmeyi göze alan ve ölümün nefesini ensesinde hisseden, Rejim ile dalga geçen bir kahraman..”





Charles Chaplin, “Diktatör” filminde Adolf Hitler'in parodisi olan “Adenoid Hynkel”i ve aynı zamanda Yahudi bir berberi canlandırmıştır.Yahudi berber I.nci Dünya Savası'nda Alman ordusunda savaşır. Savaşta “Schultz” isimli bir subayın hayatını kurtarmıştır.Alman subay ile yaşadığı bu kazadan sonra hafizasını kaybeden Berber uzun süre hastane yatar. Bu arada Almanya'nın değişen şartlarından hiç haberi yoktur. Almanya'nın başında olan Agresif Führer “Adenoid Hynkel “(Hitler) in Yahudi'lere başlatmış olduğu savaşın farkına varamamıştır.

Bizim sevimli berberimiz getto’ya, yani evine döner ve toz toprak içindeki dükkanını temizlemeye başlar. Yıllarca kullanılmayan dükkanından öncelikle çoğalmış kedileri dışarı çıkararak yeni hayatına başlar.

Pencerelerini temiz tutmak isteyen berberimiz bunda maalesef başarılı olamaz. Dükkanının pencere camlarına “jew” yazan askerlere o küçücük ama kuvvetli yüreği ile kafa tutar. Tam Hitler askerleri tarafından sokak lambası direğine asılırken, savaşta kendisini kurtaran ve müteşekkir olan “Schultz” tarafından farkedilir ve ipten indirilir.


Getto’da yaşayan oldukça becerikli bir kız vardır...”Hannah”. Hannah, berber’in evine bitişik yan tarafdaki bahçeli evde yaşamaktadır. Çamaşır yıkayarak para kazanmaya çalışan Hannah, sistematik bir sekilde SS subaylarına karşı cesur çıkışlarıyla direnmektedir. Elinde çelik bir tava ile penceresinin altında duran askerlere arada bir vurucu darbesini yapmaktadır.

Chaplin, Berberlik sanatını konuşturduğu bölüm olan “Sakal Tıraşı” sahnesinde Brahms’ın 5 no.lu Macar Dansı (Hungarien dance 5.) müziğini kullanmıştır. Bu seçtiği müzik ve uyguladığı “Sakal Tıraşı” gösterisi olağanüstü güzelliktedir.




Küçük Dev Adam Charlie Chaplin, İkinci Dünya Savaşında böylesine cesur bir filmi yaptığında bazı insanların kendisine bakış açısı hemen değişmişti.
Almanya bu filmi yasaklanmıştı. Buna rağmen SS Subayları’nın gittiği bir sinemada, muhalif olan bir kişi makinistin odasına girerek Nazi Subayları’na bu filmi izlettirmiştir. Çok öfkelenen subaylar eylemciyi kurşun yağmuruna tutmuşlardır.

Charles, Diktatör ile dalga geçerek, yürekli bir adam olduğunu ispatlamıştır. İnsanların adından bile ürktüğü Hitler'i, karşısına alabilecek kadar cesurdu. Bu Diktatör filmi Almanya'da yasak olmasına ragmen, Chaplin'e hayranlık duyan Adolf Hitler merakına yenilmis ve bu filmi iki kez izlemiştir. Charles Chaplin ise, Hitler’in filmi izlemesinden sonra ne düşündüğünü çok merak ettiğini samimiyetle ifade etmiştir.



2.000.000 Dolar’a mal olan bu filmde Charles aynı zamanda evlendiği “Paulette Goddard” ile başrol oynamıştır. Amerika'nın resmi olarak Nazi Almanya'sı ile hala barış içinde olduğu ve savaşa girmedigi bir dönemde çekilen ve Hitler'in Yahudi mallarını kamulastırması, antisemitizm ve Faşizm'i yerden yere vuran rejimini korkusuzca işlemiştir.


Üstelik Charles o dönemde Amerika'dan kovulmuştur. Charles hakkında bilinen bir yanlışı düzelteyim. Kendisi kesinlikle “Amerikan vatandaşı” olmamıştır. Hatta Amerika'ya olan nefretini belirtirken, "Amerika'da yapacak işim yok artık, Hazreti İsa Başkan seçilse bu ülkeye geri dönmem" demistir. Daha sonra “Limelight” filminin tanıtımını yapmak için geldiği İsviçre'ye yerleşmiştir.

(İsviçre'nin Sur Vevey Kasabası'nda ebedi uykusunda olan Şarlo’yu bu sene, Mayıs ayında, eşi ile birlikte paylaştığı ve benim için oldukça hüzünlü olan mezar ziyaretini gerçekleştirebildim.)



Paulette Gorddart.
“Tekrar filme dönelim ..:
Gerzek Adolf Hitler, kendisinden önce Avusturya'yı feth eden, Bacteria (İtalya) ülkesinin diktatörü olan Benzino Napaloni'nin (Mussolini) işgalini duyunca küplere biner.

Mussolini'yi kendi ülkesinin kuvveti ve görkemi altında ezmek için onu Tomania'ya (Almanya'ya) davet eder. Bu davet sırasında iki Diktatör arasındaki üstünlük savaşı ustaca seyirciye sunulur. Mükemmel hicivlerle desteklenen bu sahneleri, izleyiciler eminim ki büyük bir keyifle seyretmişlerdir.

Küçük Dev Adam Chaplin, tabiri caizse kelle koltukta bu filmi yapmıştır. Kendisini sinek gibi ezecek ve bütün dünyayı tir tir titreten Hitler'e o geniş yüreği ile kafa tutması gerçekten takdire şayandır.

Charles Chaplin’e bu yoğun hiciv filminden dolayı sadece Başkan Franklin D.Roosevelt’ten destek görmüştür.
Bu filmde Charlie Chaplin, kurguyu yaparken karakterleri ve simgeleri değistirmeyi uygun bulmuştur. Örneğin, gamalı haç yerine iki tane çarpı kullanmıştır. “Adolf Hitler” adı, “Adenoid Hynkel” olmuş, İtalya’ya faşizmin başladığı yer olduğu için “Bacteria” adını vermis ve Deutschland’ın adını “Tomania” olarak değiştirmiştir.

Chaplin, daha sonra bir kokteyl’de, kendisine tanıştırılan bir SS subayın elini sıkmadığını bazı kaynaklardan okumuştum. Charles, 1931 yılında yine devliğini göstermiş ve Berlin’i ziyaret etmiştir. Büyük bir izdihamın yaşandığı Berlin’de çoşkulu sevgi gösterileri ile karşılanınca Nazi’ler bundan büyük bir rahatsızlık duymuşlardır.

Sırası gelmişken bir bilgiyi de paylaşayım.. Bazı kaynaklarda Chaplin için “Yahudi olması kuvvetle muhtemeldir”! denilmiştir. Fakat kendisi kesinlikle yahudi olmadığını özellikle vurgulamıştır.

Acımasız savaşın sonunda, Ekim 1945’te ABD, Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği, ve Fransa’nın açmış olduğu davalar sonucunda, “Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi” Almanya’nın Nürnberg şehrinde yapılmıştır. Bu mahkemede Nazi partisi, İnsanlık ve savaş suçları, dünya barışına karşı işlenen suçlar, savaşa sebep olmak” tan dolayı yargılanmışlardır.

Bu davanın sonunda 24 kişi, 10 yıldan az olmamak üzere ve idam cezasına kadar değişen cezalar almışlardır. Bir çoğu idam edilmiştir.

Bu mahkemelerden kaçan ve izlerini kaybeden Hitler’in kasapları yıllarca kaçak hayatı yaşayarak korku içinde saklanmışlardır. Bu kaçaklarla ilgili bir çok film de yapılmıştır. En beğendiğim film ise, Sinema’nın harika adamları Orson Walles ve Edward G.Robinson’un oynadığı “The Stranger” olan filmdir. Mutlaka bu filmi İzlemenizi tavsiye ediyorum.

Nürnberg Mahkemelerini konu olan film 1961’de “Judgment at Nuremberg-Nürnberg Duruşmaları” filmi ise geniş ve kaliteli bir oyuncu katılımıyla çekilmiştir. Bu filmde Spencer Tracy, Richard Widmark, Burt Lancester, Montgomery Clift, Marlene Dietrich, Maximilian schell, Judy Carland gibi dev oyuncular rol almışlardır.


Bilgiler:

-Chaplin’in “The Great Dictator” filminde başrolü oynadığı karısı Paulette Goddard’ın yarım yahudi olduğu biliniyor.

-Adolf Hitler’in en sevdiği kadın oyuncu Greta Garbo’dur. En sevdiği film ise Garry Cooper’in oynadığı “lives Of A Bengal Lancer” (Bengal’in Üç Süvarisi) dir.


-Chaplin ve Adolf; her ikiside Nisan ayında ve aynı yıl 1889 da doğmuşlardır.

-Her ikiside vatanlarını terketmişlerdir.

-Chaplin güldürü dünyasının sembolü, Hitler ise Yıkıcılığın sembolü idi.

-Chaplin ünlü Amerikalı yazar Eugene O’Neill’in kızı ile Oona ile evlenmiştir. Bu evlilikten ünlü kızı Geraldine Chaplin ve Josephin Chaplin doğmuştur.

Hümanist Charles Chaplin'in bizlere bıraktığı güzel sözlerini aşağıya aktardım, okuyabilirsiniz.

“Yaşamımızın rotası özgürce ve güzel bir biçimde çizilebilir. Fakat bizler yolumuzu kaybettik. Hırs insanoğlunun ruhunu zehirledi dünyayı nefretle sarmaladı. Bizi sefaletin ve katliamın içine sürükledi. Çok hızlı bir biçimde geliştik ve kendimizi de bu gelişimin içine hapsettik, zenginlik sağlayan makineleşme bizi aynı zamanda çok yoksul bıraktı. Bilgimiz bizi küçümseyen hale, zekamız ise; sert ve kaba bir hale dönüştürdü. Çok düşündük fakat az hissettik, makineleşmeden çok insanlaşmaya; zekilik’ten ziyade kibarlığa ve nezakete ihtiyacımız var. Bu değerlerimiz olmazsa, hayat zorbaca olur ve her şey kaybolur.” demiş.

Moliére, Goethe, Shakespeare” gibi yaratıcılarla aynı düzeyde gösterilen Charles Chaplin’in gücünü ve büyüklüğünü rahatlıkla anlıyabilirsiniz.

Onu izleyin...gülümseyin...düşünün ve hüzünlenin.
Nilmari